Putin’in ziyaretini değerlendiren Çavuşoğlu: Zamanlaması bakımından önemli ve stratejik olacak

06.01.2020

10 views Kişi Okumuş

0 Yorum

Putin’in ziyaretini değerlendiren Çavuşoğlu: Zamanlaması bakımından önemli ve stratejik olacak

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Sputnik’in de aralarında bulunduğu basın kuruluşlarının Ankara Temsilcileri ile bir araya geldi.  Çavuşoğlu burada Sputnik’in sorusu üzerine Rusya Devlet Başkanı Putin’in 8 Ocak’ta gerçekleşecek Türkiye ziyaretini değerlendirdi.

‘Putin ile İdlib ve Libya’daki son durum görüşülecek’

Rusya Devlet Başkanı Putin’in TürkAkımı’nın açılışı için Türkiye’ye geldiğini anımsatan Çavuşoğlu, “Putin’in gelişinin sebebi belli. TürkAkımı doğalgaz boru hattının açılışını yapacağız. Bunun için esasen geliyor. Fakat zamanlaması bakımından önemli ve stratejik bir ziyaret olacak. Burada ikimizi de ilgilendiren ikili ilişkilerin dışında iki önemli konu var. Birincisi İdlib’deki saldırganlığın artması ve bunu bir an önce durdurmamız lazım. Çok ciddi sorunlar yaşanmaya başladı. İkinci konu ise Libya’da ateşkesin tesis edilmesi” dedi.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Sedat Önal başkanlığındaki bir heyetin Moskova’da temaslar yaptığını hatırlatan Çavuşoğlu, “Zaten gönderdiğimiz heyetler Sedat Bey ile beraber gönderdiğimiz heyetlerimiz de bu iki konuyu ayrı ayrı toplantılarla ele aldılar. Putin’in ziyaretinde tabi iki lider olarak Cumhurbaşkanımız ve Putin’in ortaya koyacağı tavır ve tutum önem arz edecek. Hem İdlib’de hem de Libya’da bir an önce ateşkesi bizim sağlamamız lazım. Bunları görüşeceğiz Putin ile” diye konuştu.

Libya’da çatışmanın durması ve siyasi çözüme odaklanmanın önemine vurgu yapan Çavuşoğlu, “Ateşkes konusunda biz zaten Serrac (Ulusal Mutabakat Hükümeti lideri) yönetimine hep telkinlerde bulunuyoruz, onlar da hazır. Burada hazır olmayan Hafter. Önemli olan burada Hafter’in durdurulması, saldırganlığının durdurulması. Bunu sağladığımız zaman siyasi süreç daha da hızlanır” dedi.

‘Süleymani’nin öldürülmesi dengeleri çok değiştirdi’

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu gazetecilerle buluşmasında 2019 yılının bir değerlendirmesini yaptıktan sonra gündeme ilişkin soruları da yanıtladı. Sorular üzerine İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin hem İran’da hem Irak’ta dengeleri değiştirdiğini vurgulayan Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüm görüştüklerimize de bunu anlattık. Amerikalılara da özellikle söyledik. İran’da da radikal gruplar güç kazanacak. Ilımlı gruplara, siyasilere zarar verdiklerini de söyledik. Bir endişemiz de İran’ın yine bu anlayıştan dolayı nükleer anlaşmadan çekilme riskiydi. Buna yönelik de maalesef açıklamalar geldi. Irak’ta da tabi dengeler değişti. Şu anda hükümet kurma krizi yaşayan ülkede ilave bir sorun daha oldu. Cumhurbaşkanımız görüşmelerinde özellikle Berhem Salih (Irak Cumhurbaşkanı) ile yaptığı görüşmede sağduyulu davranmaları gerektiğini söyledi. Bir de Iraklılar da gerçekten de Irak’ın bir çekişme haline gelmesinden çok rahatsızlar. Biz bunu daha önceki dönemde de kendileriyle görüşmüştük. Hatta bunun üstesinden gelmek için tüm bölge ülkelerini bir araya getiren bir toplantı da yapmayı planlıyorlardı. Biz hemen verdikleri tarihe evet dedik ama daha sonra gerçekleşmedi.”

‘Irak Meclisinin kararı bağlayıcı değil’

Irak parlamentosu, ABD askerlerinin ülkeden çıkarılmasını öngören yasa tasarısını onaylaması ve bu kararın Türkiye’ye etkisine ilişkin Çavuşoğlu, “Irak Meclisinin kararı bağlayıcı değil. Ama en azından Şii grubun bir tutumunun göstergesidir, Süleymani’nin öldürülmesinden sonra” dedi. Çavuşoğlu şöyle devam etti:

“Bizi ilgilendiren kısmını şöyle açıklamak isterim. Geçtiğimiz yıl içinde biz Ankara’da bakanlığımızla bizden yine Milli Savunma Bakanımız ve MİT Başkanı’nın da katılımıyla karşı taraftan da muhataplarımızın katılımıyla 3+3 toplantı gerçekleştirdik. Burada bir çalışma grubu kurduk. Bu toplantının amacı Irak’ta güvenlik işbirliği anlaşmasının imzalanmasıdır. Bunun içinde Başika da var bunun içinde ile mücadele de var. Birlikte ne yapabiliriz, birlikte karar verelim birlikte adımlar atalım. Başika konusunda ortak bir eğitim ve hareket merkezi oluşturabilir miyiz bunu o gün gündeme getirdik ve arkadaşlar bu konuda çalışmaya devam etsin dedik. Biliyorsunuz su dahil tahkim dahil Irak’ta bazı diğer konularımız da var, onları da görüşüyoruz. Tüm bu görüşmeler devam ederken önce hükümet krizi yaşandı şimdi bu kriz. Ama bizim amacımız Irak’ta da aynı kararlılığı gördük, ikili bir anlaşmayla tüm bunları bir düzene koymak, düzenlemek, hukuki alt yapısını oluşturmak ve sorunların üstesinden gelmektir. Dolayısıyla dünkü karar genel anlamda Amerika’yı hedef alsa da genel bir şey olduğu için herkesi ilgilendiriyor ama bağlayıcı değil. İnşallah önümüzdeki süreçte hükümet kurulduktan sonra böyle bir anlaşma imzalama imkanımız olur.”

‘Pompeo ile sürekli online kalmak konusunda mutabık kaldık’

İran ile ABD arasında arabuluculuk konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok çaba sarf ettiğini vurgulayan Çavuşoğlu, “Benim de çabalarım devam edecek. Pompeo ile sürekli online kalmak konusunda mutabık kaldık, gelişmeleri değerlendireceğiz. Önemli yapıcı tavsiyelerde bulunduk, tansiyonu düşürmeleri konusunda her iki tarafa da. Bazı diğer ülke ve aktörlerle biz bu tansiyonun düşürülmesi ve diyalog başlatılması konusunda üzerimize düşeni yapacağız” dedi. Çavuşoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Diyalog konusunda ABD ön şartsız hazırım diyor. Bunu yeni söylemiyor, daha önce de söylemişti. Bunun için bazı girişimler de oldu. Fakat İran da mevcut yaptırımlar çerçevesinde bu diyalog olmaz diyor. Belli bir noktada buluşmaları gerekiyor. Ama esas arzu ettikleri o doğrudan temasın sağlanması. Ondan sonra bir arabulucuyu tercih ettiklerini sanmam. Doğrudan temasın sağlanması için gerekli katkıları vermek lazım. Özellikle bu son gelişmeden sonra bu konudaki çabalarımızı da Türkiye olarak Cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde yoğunlaştıracağız.”

‘İdlib’de göç dalgası devam ediyor, hazırlıklarımızı yapıyoruz ama…’

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İdlib ile ilgili sorular üzerine de burada göç dalgasının devam ettiğini, 300 binden fazla yerinden edilmiş insan olduğunu, bunların yaklaşık 100 binin de Türkiye’nin sınırına doğru yaklaştığını ifade etti. Çavuşoğlu, “Elbette hazırlıklarımız var, hazırlıklarımızı yapıyoruz. Ama bu göç dalgası devam ederse Türkiye’nin tek başına üstesinden gelebileceği bir sorun olmaz. Özellikle de Suriye içinde İdlib bölgesinde gerekli alt yapı çalışmalarını yaptık ki onlarda ülkesinde kalabilsinler. Suriye’de muhalefetteki yöneticiler de bunu arzu ediyor, orada kalsınlar, orada gerekli yardımı yapalım diyorlar” dedi.

‘İnsani yardımları ulaştırmamız lazım’

Çavuşıglu, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde de Suriye’de yaşayanlara insani yardımın ulaştırılması konularını konuştuklarını söyledi. Çavuşoğlu, “Tel Abyad bölgesinde üçüncü bir kapının açılması vardı. Amerika, Irak tarafından bir kapı açılmasını istiyor, Rusya Tel Abyad’dan açılmasını istemiyor. Amerika, Irak tarafından olmazsa diğerini de bloke ederiz diyor. Yani bu insani konuları bile böyle siyasi bir rekabet haline getirdiler. Bundan rahatsızlık duyuyoruz. Bunun çözülmesi için çaba sarf ediyoruz” dedi.

8 Ocak’ta Türkiye’ye gelecek olan Rusya Devlet Başkanı Putin ile de bu konuları görüşeceklerini söyleyen Çavuşoğlu, “Dolayısıyla Suriye içindeki yerinden edilmiş insanlara da ya da zor şartlar altında yaşayan insanlara da insani yardımları ulaştırmamız lazım” diye konuştu.

Suriye’de Anayasa Komitesi’nin çalışmaları

Suriye’deki anayasa çalışmalarını da bir soru üzerine değerlendiren Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Anayasa Komisyonu ile ilgili de ikinci toplantıda anayasa ile ilgisi olmayan şartların gündeme getirildiğini söyledi. Çavuşoğlu, “Örneğin diyorlar ki, ‘Rejim güçlerinin dışındaki tüm güçler terörist ilan edilsin.’ Yani muhalefete ‘siz önce kendinizi bir terörist olarak ilan edin, ondan sonra anayasayı görüşmeye devam edelim’ diyor.  Orada yine muhalefet çok olgun davrandı, ‘bunlar siyasi konular biz anayasayı görüşelim’ dediler. Şimdi üçüncü toplantının gerçekleşmesi için, tıkanıklığın aşılması için çalışıyoruz. Rusya’nın da süreçte olumlu katkı yaptığını söylemek isterim. BM Özel Temsilcisi Peterson’ın da yine en son yaptığımız görüşmede Rusya’nın yine yardımcı olduğunu söylediler. Bugünlerde Peterson’un Şam’a bir ziyareti öngörülüyor, o ziyaretle beraber bu tıkanlığı aşacağımızı düşünüyorum. Tek çözüm yolu bu. Aksi taktirde bu çatışmalar devam eder, çok daha uzun sürer, bu da Suriye’nin sonu olabilir. O yüzden tek çözüm yolu siyasi çözüm” dedi.

İsrail, Mısır ve Suriye ile diplomatik ilişki kurulabilir mi?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bu yıl Suriye, Mısır ya da İsrail ile diplomatik bir ilişki kurulup kurulamayacağına ilişkin soru üzerine, “Esasen Suriye ile zaten istihbarat düzeyinde görüşmelerin olabileceğini Sayın Cumhurbaşkanımız da 2019 yılı içinde de açıklamıştı. Özellikle terörle mücadele konusunda, YPG/PKK konusunda ve diğer konularda istihbari düzeyde görüşmeler olabilir. Ama siyasi bir çözüm olmadan sizin beklediğiniz anlamda bir gelişme olamayacağını söyleyebilirim” dedi.

Mısır ile zaten kendi düzeylerinde görüşmelerin yapıldığını ifade eden Çavuşoğlu, New York’ta da Mısır Dışişleri Bakanı ile geçen yıllarda olduğu gibi yine bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi. Çavuşoğlu, “Mısır’ın istikrarı önemli, bizim için de önemli, İslam dünyası, Ortadoğu için de Afrika için. Ama şu anda Mısır’ın istikametini doğru bulmuyoruz, yanlış buluyoruz. Bizim düzeyde görüşmeler devam eder ama Mısır’ın ortaya koyduğu şartlar bizim açımızdan kabul edilir şartlar değil” diye konuştu.

“İsrail ile maalesef mi diyelim artık ne diyelim bir belirsizlik var, kendi açılarından maalesef diyelim en azından, hükümeti kuramadılar. Yeni hükümeti kim kuracak, öyle görünüyor ki Netanyahu ile bir yere varmamız mümkün değil. Eğer yeni bir hükümet kurulur da başta Filistin ve Kudüs konusunda makul bir tutum sergilerlerse neden olmasın. Karşılıklı büyükelçiliklerimiz vardı şimdi maslahatgüzarı seviyesinde. Eğer İsrail olumlu tutum sergilerse bu düşünülebilir ama şu anda varsayımlar üzerinde konuşmak mümkün değil” ifadelerini kullandı.

‘ÖSÖ mensupları Libya’ya gitmedi’

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, bir soru üzerine de kendilerindeki bilginin Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) mensuplarının Libya’ya gitmediği şeklinde olduğunu söyledi. Tunus, Cezayir ve diğer komşu ülkelerle Libya konusunda nelerin yapılabileceğini konuştuklarını vurgulayan Çavuşoğlu, Berlin sürecine de özellikle bu iki ülkenin Katar ile birlikte dahil edilmesi konusunda ısrarcı olduklarını anlattı.

Çavuşoğlu, “Libya’yı konuşuyorsunuz, Libya’dan en çok etkilenen iki ülkeyi davet etmiyorsunuz. Suriye konuşulurken Türkiye ya da Ürdün ya da Lübnan’ın davet edilmemesi gibi bir şey ya da Irak’ın” dedi. Cezayir’de yeni hükümet kurulduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, bu ülkeye yapacağı ziyarette yeni hükümeti tebrik etmenin yanında Libya’yı da enine boyuna görüşeceklerini kaydetti. Çavuşoğlu, “Burada hepimizin ortak amacı, özellikle komşu ülkelerin en çok arzu ettiği şey biran önce ateşkesin sağlanması. Ateşkesin sağlanması ve BM çatısı altında siyasi sürecin tekrar canlanması konusunda neler yapacağız bunları konuşacağız. Elbette o ülkelerle de bizim askeri güvenlik anlaşmalarımız var” dedi.

Libya’da sahadaki son durum

Libya’daki son duruma ilişkin soruyu da yanıtlayan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Libya’da ise şu anda dengeler havadan bakarsak biraz Hafter’in lehine. Mısır’ın savaş uçakları yine Birleşik Arap Emirlikleri’nin sağladığı İHA’lar sebebiyle biraz havadan üstünlük sağlamışlar gibi. Ama dün BM Genel Sekreteri ile mutabık kaldığımız gibi herkes şunu anlamalıdır ki, karada bu savaşın kazananı olmaz. Yani bu savaş eğer durdurmazsak uzun süre devam eder. Hele hele Trablus’un içine girerse sokak savaşlarına döner ve maalesef çok sayıda insan da ölür” dedi. Çavuşoğlu, Libyalıların birbirlerini bu şekilde vurmaya başlamasının da Libya’ya kaos getirebileceğini, Libya’nın bölünmesine bile yol açabileceğini söyledi. Çavuşoğlu, Libya’daki durumun karada ise dengeli olduğunu ifade ederek, “Şu anda Hafter, Trablus’a girmek istiyor ama giremediğini her seferinde püskürtüldüğünü de görüyoruz” diye konuştu.

‘Tescil süreci yaklaşık 4 ila 6 ay sürüyor’

Libya ile imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin anlaşmanın tescili için BM’ye başvurunun yapıldığını hatırlatan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, tescil sürecinin yaklaşık 4 ila 6 ay sürdüğünü belirtti. Çavuşoğlu, Libya ile bu anlaşmadan önce de Türkiye’nin kendi kıta sahanlığının batı sınırlarını belirlediğini ve tescilini de BM’ye yaptıklarını söyledi.

‘BM önerisi gerçekçi bir yaklaşım değil BM yapılanması parçalanma sebebiyle’

’nin Libya konusundaki BM önerisini de değerlendiren Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “BM’nin bir barış gücü gönderebilmesi için öncelikle Güvenlik Konseyi’nden geçmesi lazım. Güvenlik Konseyi’ndeki parçalanmayı görüyorsunuz. BM Genel Sekreteri’nin açıklamasını destekledik, kendisine de söyledik, iyi bir adım ama BM’nin bu konuda daha aktif olması lazım. Bir yere BM barış gücü göndermek kolay bir şey değil. Yani arzu ederiz tabi ki, şu anda bir an önce ateşkes olsun BM barış gücü oraya göndersin ve çatışmaları durdursun, siyasi süreci de hemen canlandıralım, siyasi süreci biz herkesten daha fazla istiyoruz. Ama bu gerçekçi bir yaklaşım değil maalesef çünkü BM yapılanması ve içerideki parçalanma sebebiyle” ifadelerini kullandı.

‘Kongre konusunda çabalarının devam ettiğini Pompeo bizzat söyledi’

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bir soru üzerine de Türkiye-ABD ilişkilerini değerlendirdi.  “ABD ile S-400 konusunda belirsizlik devam ediyor.” diyen Çavuşoğlu şöyle konuştu:

“Bir taraftan kongrenin aldığı yaptırım kararları diğer taraftan yönetimin tutum. Kongre konusunda çabalarının devam ettiğini Pompeo (ABD Dışişleri Bakanı) iki gün önce telefon görüşmemizde bizzat söyledi, kendisi açtı ve Trump da aynı şekilde Cumhurbaşkanımıza bunu söylemişti. Dolayısıyla yaptırımlarda esas olan yönetimin alacağı karar. Kongreden kanun çıkıyor da bu kanun içinde başkana bırakılan yetkiler var, bırakılmayan yetkiler var, değişik seçenekler var. Trump yönetiminin erteleme yetkisi hakkı var o da tabi belli şartlara bağlı. Dolayısıyla burada yönetimin alacağı karar önemli. Biz aynı noktadayız. Bunları Pompeo’ya da telefon görüşmesinde hatırlattım. Ortak bir çıkış yolu bulmamız lazım. Her iki tarafında kabul edebileceği ve anlatabileceği bir çıkış yolu olması lazım. Bunun için de daha önce teklif ettiğimiz ortak çalışma grubu önerimizin masada olduğunu bir kere daha kedisine hatırlattım. Ya hep ya hiç anlayışı olmaz F-35’de bunun içinde ve biz aynı durumdayız ama bu konudaki belirsizlik devam ediyor.”

‘Burada önemli olan Montö ruhunun kalmasıdır’

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na yöneltilen sorulardan bir de Kanal İstanbul projesi ile gündeme gelen Montrö Anlaşması’na ilişkin tartışmalar oldu. Kanal İstanbul’un Türkiye’nin iç sularını bağlayan bir kanal olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, “Elbette geçen gemilerden ücret alabiliriz. Şu anda boğazdan geçen gemilerden Montrö Anlaşması’na göre ücret alamıyoruz, ne alıyoruz servis bedeli alıyoruz. Rehber veriliyor, fener vesaire buna benzer. Kısıtlamalar var mı var, gerekçesi ne güvenlik. Örneğin boğazlardan şu anda likit gaz yüklü gemiler geçemiyor. Geçmişte yaşadığımız bir kaza var. Örneğin Ukrayna bugüne kadar çok ısrar etti bu gemilerin geçmesi Rusya ile doğalgaz sorunu yaşadığı günlerde ya da yıllarda, aylarda. Ama boğazlardan geçişine biz izin vermedik. Ukrayna ilişkilerimiz kötü mü hayır. Şimdi bu gemiler Kanal İstanbul’dan geçebilir mi, geçer. Geçtiği zaman da para alabilir miyiz, tabi alırız. Yani sadece hizmet bedeli değil ücret de alabiliriz. Burada önemli olan Montö ruhunun kalmasıdır. Savaş gemilerinin de nereden geçtiği önemli değil. Montrö’de önemli olan Karadeniz’deki dengenin bozulmaması. Yani burada gemilerin kaç gün kalabileceği ve tonaj sınırlaması bellidir Montrö’ye göre. Bu ortadayken Kanal İstanbul’dan geçse de boğazdan geçse de bir şey fark etmiyor. Dolayısıyla gerektiğinde Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi Kanal İstanbul’dan da geçebilir.” diye konuştu.

 ‘Muhammed Dahlan’a ödül koyduk’

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, terörden arananlar listesinde yer alan Muhammed Dahlan’ın Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) Türkiye’ye teslim edilmesi için bir adım olup olmayacağı sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Muhammed Dahlan Filistin vatandaşı ve Filistin yönetiminde görev almış bir kişiydi. Ama İsrail ajanı olduğu belgelendiği için görevden atıldı, daha sonra BAE’ye kaçtı. Ne kadar pis işler varsa orada onları yürütüyor, yönetiyor. Bize yönelik özellikle bu bölgenin tüm uyguladığı politikalarda aktif rol oynayan bir kişi. O nedenle zaten kendisi hakkında ödül konuldu. Bu kişinin yakalanıp ülkemize getirilmesi dahil biz çabalarımızı sürdüreceğiz. Sadece başına ödül koyup oturmak değil çünkü bize yönelik hasmane politikaları var. Düşmanca tutumlara alet oluyorlar maalesef.”

‘BAE’nin Türkiye ile ikili bir meselesi yok’

Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkileri de değerlendiren Dışişleri Bakan Çavuşoğlu, BAE’nin de Türkiye’ye yönelik olumsuz tutumunun devam ettiğini, bunu bir çok alanda gördüklerini söyledi. Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“BAE’nin Türkiye ile ikili bir meselesi var mı, yok. Nedir mesele? Mısır’daki  darbeyi desteklemedik diye bize düşman kesildiler. Onların derdi ne? Müslüman Kardeşler. Müslüman Kardeşlerden korkuları ne? BAE’de şu anda sürdürdükleri saltanatı sarsar, rejimi yıkar korkuları bu. Bize de diyorlar ki siz Müslüman Kardeşleri destekliyorsunuz diyorlar. Maalesef içerde de bazı siyasi partiler buna alet oluyor. Biz de onlara  diyoruz ki Müslüman Kardeşler iktidara gelirse bir yerde çalışırız. Bunlar da bir akım seversin sevmezsin. Bizim için fark etmez ama bunlar böyle korkuyorlar, adeta korkuyorlar… BAE ile bizim şahsen hiçbir problemimiz yok. Niye olsun ki, ikili hiçbir konumuz yok,”

‘Kaşıkçı cinayetini kapatmadığımız için…’

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Türkiye’nin Suudi Arabistan ile de ikili bir konusunun olmadığını vurgulayarak, “Ama Kaşıkçı cinayetinden sonra, biz olayı kapatmadığımız için görmezden gelmediğimiz için konuyu ikili bir mesele haline getirdiler. Olayı şimdi başka yerlere götürüyorlar, sanki Türkiye Araplara karşıymış  vesaire vesaire. Siz Arapları çok seviyorsunuz da Suriyeli Araplara ne kadar destek verdiniz, göçmenlere ne kadar destek veriyorsunuz, Türkiye’deki Suriyelilere ne kadar bakıyorsunuz? Hadi Türkiye’dekileri değil Lübnan’dakilere, Ürdün’dekilere ne yapıyorsunuz? Filistin Arap değil mi, gidiyorsunuz baskı yapıyorsunuz biz Amerika’dan korkuyoruz aman ne olur sesinizi yükseltmeyin… Ürdün’e de baskı yapıyorlar” dedi.

Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik’in görüşlerini yansıtmayabilir.

İlgili Terimler : ,

YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.