İsrail:” Türkiye geri döndü, kas gücüyle geliyor!”

06.01.2020

5 views Kişi Okumuş

0 Yorum

İsrail:” Türkiye geri döndü, kas gücüyle geliyor!”

The Jerusalem Post gazetesinde Seth J. Frantzman imzasıyla yayınlanan analizin başlığı “Osmanlı geri döndü – Bu İsrail için ne anlama geliyor” şeklinde. analiz, Türkiye’nin son yıllarda Ortadoğu’da attığı adımları irdeliyor.

BÖLGEDEKİ DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ

Jerusalem Post gazetesi, Türkiye’nin Libya’daki uluslararası tanınırlığa sahip Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne (UMH) verdiği desteği ve meşru hükümetle vardığı iki anlaşmayı “Türkiye’nin bu hamlesi, 1. Dünya Şavaşı’nın sona ermesinden bu yana gömüldüğü pasif politikadan sıyrılma, yeniden canlanma girişimini temsil eden çok daha geniş bir mücadelenin parçası” olarak görüyor. Haberde “Bugün Türkiye geri döndü. Gücünü Irak’ın Kuzeyine, Suriye’nin Kuzeyine, Libya ve hatta Körfez ve Somali gibi bölgelere taşıdı” ifadeleri kullanılıyor.

“Türkiye Trablus’a destek veriyor; Mısır Hafter’i destekliyor. Bu, Türkiye’nin Birinci Dünya Savaşı’nın sonundan beri görülmeyen, tarihsel etkiyi canlandırma girişimini temsil eden çok geniş bir mücadelenin parçası. Bir asır önce Avrupalı ​​güçler Osmanlı İmparatorluğu’nun kolayca parçalanabileceğini ve topraklarının elden alınabileceğini düşündüler. Ama bugün…” diye tarihsel arka plana eğiliyor.

Sorunlar içinde boğuşan Ortadoğu ülkeleri sınırlarının yapay olduğuna değinen yazı, “Şimdi hatırlamak zor, ancak bugün ciddiye aldığımız Ortadoğu ülkeleri sınırlarının çoğu, I. Dünya Savaşı’ndan sonra 1920 Sevr Antlaşması ve 1923 Lozan Antlaşması gibi bir dizi antlaşmayla keyfi olarak çizildi” diyor.

“Neden bir zamanlar İskenderiye olarak adlandırılan eyaleti, Suriye’deyken Türkiye’de? Türkiye’nin bir zamanlar iddia ettiği gibi Musul neden Türkiye’de değil Irak’ta?” diye sorular soran yazı, bugünkü sorunlarının temelinin geçmişte yattığını anımsatarak “Biz Türkiye’nin Libya’daki son hedeflerinden başlayalım” diyerek şunları yazıyor:

“(…) Türkiye’nin hükümdarı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın giderek büyüyen küresel hedefleri var. Erdoğan’ın çevresindeki Türk danışmanlar Libya’nın onlar için bir anahtar olabileceğini düşündü. Türkiye zaten Trablus’a insansız hava araçları ve zırhlı araçlar gönderiyordu. Ama gelgiti sarsmamışlardı.”

TÜRKİYE LİBYA’DAN BİR ŞEYLER İSTEDİ

Türkiye, “savaş ağası” Hafter’in durdurulması gerektiğine inanıyor diye yazan yazar şu ifadeleri kulandı:

“Ancak Türkiye, onu durdurmaya yardım etme karşılığında bir şeyler istedi: Türkiye ile Libya arasında hakları anlaşması! Libya’dan Türkiye’ye bir çizgi çizerseniz, Girit gibi Yunan adalarına rastlarsınız. Ancak doğu Libya’dan bir çizgi çizerseniz, Kıbrıs ile Yunan adaları arasında Türkiye’yi Libya’ya dar bir şekilde bağlayan bir geçit var. Türkiye burada cesur bir satranç hamlesi yaptı. Türkiye, Trablus hükümetini güçlendirmek için savaşçı göndermesi karşılığında Kıbrıs’ı Yunanistan’dan deniz yoluyla ayıran ve Türkiye’ye doğal gaz araştırma hakkı veren özel bir ekonomik bölge anlaşması talep etti. Bu anlaşmayla da ENI gibi şirketleri deniz altındaki doğal kaynakları araştırmaya davet etmek isteyen Yunanistan ve Kıbrıs Rum Hükümeti’nin rüyalarını batırdı.”

 

TÜRKİYE KAS GÜCÜNÜ KULLANIYOR

Türkiye’nin oynadığı oyunun arkasında “kas gücü” olduğunu iddia eden yazı, “Ankara, donanmasının bayrak ve gücünü gösteren tatbikatlar yapmak üzere Kıbrıs çevresinde dört dönüyor. Türkiye’nin yeni deniz altı füzeleri var. Yeni sondaj gemileri satın alıyor. Kıbrıs Rum Yönetimi 2003’te Mısır, 2007’de Lübnan ve 2010’da İsrail ile anlaşma imzalayarak bu dönemin önünde olduğunu düşündü. Ancak Türkiye bu gafleti söktü attı” diye devam ediyor.

Türkiye’nin Yunanistan ve GKRY ile arasındaki tarihsel çelişkilere değinen ve Oniki Adalar’ın nasıl 1947’de Yunanistan’a verildiğini anlatan yazı, “Türkiye’nin Libya’ya Kuvvet gönderme Kararı, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışından bu yana geçen yüzyılda Türkiye politikaları ışığında görülmelidir. Osmanlılar 1912’de Libya’yı İtalyanlara kaybetti. Şimdi Türkler geri döndü” saptaması yapıyor.

“Türkiye, Osmanlı’nın yıkılışından bu yana çeşitli politikalarla flört etti. 1920’lerde birkaç yıl boyunca, ülke parçalara ayrılmış gibi görünüyordu. Ancak Türkiye, Rumları günümüz Türk topraklarının dışına itti ve İstanbul’daki yönetimi yenileyerek tamamlayan ve mevcut sınırları oluşturan bir Türk milliyetçiliği ve laiklik kampanyası başlattı” diyen yazı Türkiye’nin asla tatmin olmadığını iddia ediyor.

“Ancak Ankara Cumhuriyet’le hapsedildiği yerden hiçbir zaman tam olarak tatmin olmamıştı. Eski güçlü rolünün azaldığını hep hissetti. Soğuk Savaş sırasında, Türkiye ABD’nin bir müttefiki idi ve durmadan iç sorunlar, ard arda darbeler yaşadı. O zamanlar Türkiye’nin komşuları ilerliyor gibiydi. (…) Suriye ve Irak Baas rejimleri bir şekilde, nefret ettikleri Yahudi Siyonizm milliyetçiliğine ve aynı zamanda Atatürk’ün laik Türk milliyetçiliğine karşı hamle içindeydiler.”

ARAP ÜLKELERİNDE BUGÜNKÜ ALT ÜST OLUŞ

Emperyalizmin bölgedeki varlığına ve İsrail’in rolüne hiç değinmeyen yazar, “Geçmiş 10 yıl, Arap ülkelerinin çoğu içeriden parçalandı ve olağanüstü bir tersine dönüş yaşandı.” diye yazısını sürdürüyor: “Monarşilerin veya Arap milliyetçiliğinin başarısız olduğu yerlerde, yükselen bir dini aşırılık bu zayıf devletleri avladı. Fakat bu İslamcı terörist yükseliş bile bu devletleri kurtarmaya yetmedi. IŞİD geldi ve gitti. Gazze’de ve hatta Trablus ve diğer bölgelerde kısa bir süre yükselen ve Tunus, Ürdün ve diğer yerlerde seçimlerle iktidar olmayı arayan Müslüman Kardeşler bile bazılarının düşündüğü derecede başarılı olmadı.”

“Siyasal İslam kazanmıyor” diye kesin saptama yapan yazar yaşananları şöyle özetliyor:

“Olan şey, tarihsel olarak güçlü çevre devletleri olan Türkiye ve İran’ın Orta Doğu’da nüfuz kazanmak için yükseldiğidir. Osmanlı Devleti ve Pers İmparatorluğu olarak bu devletler 1920’de zayıfladı. Ama şimdi, bu ülkeler tekrar yükseliyor. Türkiye’nin Libya’ya seferi, Orta Doğu’daki yeni dünya düzeninin sadece bir sembolü.”

Kaynak: Veryansın Tv

İlgili Terimler : , ,

YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.